CALIFORNIA – NEVADA – ARIZONA (Bolum 6)

Death Valley’den San Francisco’ya giderken yol yine her zamanki gibi kisa surmedi. Death Valley National Park oncesi erken uyanmanin, butun gun sicaklarda col havasi cektikten sonra yol daha yorucu daha uzun gelmeye basladi. Havanin kararmasi, rakimin yukselmesi (Death Valley’in bazi noktalari deniz seviyesinin altindadir), kuzeye dogru yol almamizdan dolayi usumeye basladik.

Yolumuz en kisa olarak South Lake Tahoe’dan gececegi icin kayak yapilan daglarindan gectik. Burda hava sicakligi 0’in altindaydi. Ciddi virajli yollardan gecmek zorundasiniz. Buzlanma, viraj ve geyiklerin yola ziplamasi, yolculugu tedirgin bir hale getiriyor. Onumuzde bir geyige araba carpmisti ve bir ekip otosu hemen oncesinde yolun ortasinda isiklarini yakmis bir sekilde olasi baska kazalari engellemek icin bekliyordu. Bizde olsa yerle bir oluncaya kadar uzerinden arabalarin gecmesine izin verirlerdi.

Otelimizi yine her zamanki gibi yoldayken, Starbucks kahvelerimizi yudumlarken ayarladik. Sehir merkezinde kaldigimiz icin otelimizi secerken otopark secenegi vazgecilmezimiz. Union Square’de bir ailenin islettigi otele denk geldik. Odalari bize gore kucuktu. Bavullar ile birlikte imkansiz gibiydi. Onu da becerebilseniz zaten sabaha oksijen yetmezliginden cikamazsiniz. Boyle durumlarda en iyi sey Free Upgrade talebi oluyor. Aile odasina ucretsiz olarak gecis yaptik. bu oda, 2  yatak odasindan ve 3 cift kisilik yataktan olustugundan fazlasiyla rahatti. Kahvalti ise basarisiz. Otelin kendi otoparki olmadigi icin katli otoparkin valeleriyle ortak cozume ulastiriyorlar. Her bir cagri $26…

Ertesi sabah yine kisitli vaktimizden dolayi yollara erken dustuk. Her zamanki gibi otelimizden gidilecek turistik yerlerin listesini alip, filmlerden ve dergilerden bildigimiz noktalarla birlestirip bir rota cikardik.

Alamo Square, sehir merkezinin biraz disinda, yerlesim birimlerinin ortasinda buyuk sayilabilecek bir park (Central Park’la tabiki karsilastirilmamali). Gun icinde temiz bir hava almak yada gun sonunda ciplak ayaklarinizla uzanmak icin guzel bir yer. Evcil hayvan pisliklerine basmak konusunda telaslanmaniza gerek yok cunku kendileri icin parkin icinde ozel bir bolum ayrilmis. Ozel desemde citlerle falan cevrili degil ama hayvanlar resmen bu bolumun disina cikmiyor.

Alamo Square’deki en iyi noktalardan biri ise turune Painted Ladies de denen, kizkardeslere ait evler. Bu evleri zannimca aranizda bilmeyeniniz yoktur. Full House dizisinin giris sahnesinde kullanilan evdir ve SF’in simgeleri arasindadir. Hemen arkasinda sehir merkezi de gozuktugunden iyi bir fotograf noktasidir.

Twin Peaks, SF’in en yuksek ikinci noktasi ama sehrin jeografik merkezi sayilabilen bir yerde. Buraya ulasincaya kadar sehre asik olabilmenize fazlasiyla yetecek guzel sokaklardan ve harika evlerin yanindan geciyorsunuz. Yukaridaki manzara ise insani ayri bir buyuluyor. Sadece seyir tepesinden ve sehrin vericilerinden olusuyor.

Fisherman’s Wharf, SF’te sanirim en cok sevdigim noktaydi. Oncelikle deniz mahsulu restaurantlarindan baslamalisiniz. Her restaurant’in onunde bufesi de var. Eger iceride oturarak yerseniz $30’a yiyeceginiz tabagi, disarida fast food olarak aldiginizda $9’a yiyebilirsiniz. Yiyemeyeceginiz kadar Istakoz, ahtapot, balik vs $9-13 civarinda ve gercekten lezzetliler. On tarafinda sokak sanatcilarinin muzigi eslinde cok keyifli vakit gecirdik. Biraz ilerisinde ise Pier 39 adindaki iskeleye mutlaka yuruyun. Iskele dedigime bakmayin, icerisinde alisveris icin buyuk dukkanlarin bulundugu bolumun ortasinda buyuk bir atli karinca bile var. Hard Rock Cafe’de hemen yaninda konuslanmis.

Hemen yaninda ise Forbes Island adinda yuzen bir yapay ada var. Ada restaurant olarak hizmet ediyor. Palmiyesine kadar dusunulerek tasarlanmis ancak her zaman acik degil. Sanirim belirli bir saatten sonra yada ozel olarak aciliyor.

Iskelenin icerisinde deniz aslanlari icin ayri bir bolum de var. Yer yetmezliginden dolayi (!) birbirileriyle kavga ettiklerine, denize ittiklerine sahit olabilirsiniz.

Magazalardan en cok dikkatimi ceken ise, unlulerin imzali poster, forma, fotograflarinin satildigi magazaydi. Dunya’nin her yerine urunleri kargolama gibi bir hizmetleri de var. Telefon veya mail ile iletisime gecip bu hizmetten faydalanabilirsiniz. Yalniz unutmamanizda fayda var, genel olarak sattiklari urunler $600’dan baslayip binlerce dolari buluyor. Star Wars hayranlari icinse imzali posterleri kacirmak istemeyecektir.

Fisherman’s Wharf’tan, Alcatraz Adasi’ni rahatlikla gorebiliyorsunuz. Eskiden bildiginiz gibi burasi en azili mahkumlarin tutuldugu hapishane olarak hizmet veriyordu. The Rock olarak da bilinen ada, kiyiya olan uzakligi sebebiyle kacmasi imkansiz gorulen bir hapishaneymis ve 36 kacma denemesinin sonucu yakalanma, bogulma, ve vurulma ile sonuclanmis. Su an turislere acik olarak sadece turizme hizmet veriyor.

Ve SF’in en onemli simgesi olan Golden Gate Koprusu. Bizim koprulerimizin aksine, bisikletle veya yuruyerek gecebiliyorsunuz. Bisiklet kiralamak isterseniz cevresinde bisikletci de bulabilirsiniz. Etrafinda bir iki tane fotograf cekimi icin seyir noktasi bulunuyor.

Union Square, Downtown’in merkezi olarak dusunebilirsiniz. Alisveris icin uygun bir yerdir. Nike Town, Macy’s (Erkek ve Kadin icin ayri binalar), Ferrari, Apple Store bulabileceginiz magazalardan sadece bir kaci. China Town ise iki blok yukarisi. Amerikan hamburgerinden sikilanlar icin guzel bir alternatif olabilir. Ancak SF’teki Sushileri pas gecmeyin derim.

CALIFORNIA – NEVADA – ARIZONA (Bolum 5 – Death Valley)

Grand Canyon’dan gun batiminda Death Valley’e dogru yola ciktik. Gece karanliginda col yollari gercekten korkutucu oluyor. Dumduz bir yolda, en ufak bir isik bile yok.. Ne karsidan bir araba geliyor, nede arkadan yaklasan bir isik var. Bu iyi mi kotu mu bilemedim. Gercekten o yalnizlikta bir aracin yaklasmasi beni daha fazla paranoyaklastiramazdi.

Death Valley, cok genis bir alan icerisine kurulu. Cok genis derken kastim; 13700 km2 gibi gercekten genis bir alan.. Biz bu alanin disinda kalan, yaklasik 10 km yakininda Beatty kasabasinda kaldik. Otelimizi yolda Internet uzerinden ayarladigimiz icin ve sadece 2 secenegimiz oldugundan, filmlerde gordugunuz tipte, yol uzerinde 2 katli bir motelde kaldik. Hani boyle masum sevgililer yolda katil tarafindan kovalanir, bir motele siginir, sonra gece yarisi odasindan cikar bir bakmis resepsiyonist olmus vs vs… iste o tipte bir otel..

Ertesi sabah 9.30’da kalkip 10.00’da Death Valley’de olma planlarimiz vardi. Tabi tam olarak neresine gidilmesi gerektigini bilmiyorduk. Ilk durak, Death Valley National Park icindeki merkez sayabilecegimiz otel oldu. Tuvalet ihtiyaci ve park haritasi icin en dogru yerdi.

Genel olarak kurakligin ortasindaki bir bolgenin bu kadar iyi bir sekilde yesillendirilebilmis olmasi gercekten sasirtici. Elektrik getirmek imkansiz oldugu icin enerjilerini kendileri uretiyorlar. Asagidaki fotografta goreceginiz gibi gunes panelleri ihtiyaclarini karsiliyor. Yesil enerjinin kullaniliyor olmasi beni cok mutlu etti. Yillar once bircogumuzun evinde bulunan bu sistem, elektrikli ani su isiticilar ile kendilerini coplukte buldu. Bugun halen Bodrum ve semalarinda bircok evde kullaniliyor. Umarim yeniden yayginlasir.

Bizim gittigimiz donem (Ocak ayi) sansimiza ve tabiki dogal olarak en soguk oldugu donemdi. Sicaklik ortalama 18 dereceleri bulurken yaz aylarinda 50 derece civarinda. Yine de havanin 20 derece oldugundan supheliyim, cunku uzerimdeki tshirt’u yirtip atmak istedigim anlar sayisiz ve klimasiz gitmek mumkun degildi. Tabi bizim gibi sabah erken saatte gitmeye kalkarsaniz uzerinizde gecici olarak kalin birseyler olsun.

Death Valley, yerlilerin vakti zamaninda beyazlar tarafindan kovalanirken girdikleri ve cikisi olmadigi icin yolun sonunda Grand Canyon’un iki kati yuksekligine sahip daglari gecemediklerinden canlarini verdikleri bolge olarak biliniyor. Bu sebepten adini “Olum Vadisi” olarak almis. Ayni zamanda Star Wars serisinin col sahnelerinin vs cekildigi bolge oldugundan, fanlari icin de ozel bir yere sahip. Col ortamina sahip olsada, yayildigi alandan dolayi bazi bolgelerinde yagmurdan kaynakli ciddi seller olusabiliyormus ve araclar kullanilamaz hale geliyormus. Bu tip konularda cok ciddi uyarilar mevcut. Ayrica araciniz bozuldugunda da cekme ucretlerinin $1200’den basladigini hatirlatmak isterim.

Icerisindeki onemli noktalar birbirine yakin gibi gozuksede, her iki nokta arasinda 15-20 km gibi bir mesafe var. Bu yuzden tum noktalari ayni gun icerisinde gezmek imkansiz denebilir. Bizim gittigimiz noktalari ismen iyi hatirlayamasam da zamanla ufak bir arastirma ile guncelleme yapacagim.

Yazimi burada sonlandiracagim cunku zaman asimindan aklima yazacak birsey gelmiyor ama fotograflar durumu yeteri kadar ortaya koymustur umarim.. Yolunuz yakinindan gecerse veya vaktiniz varsa muhakkak bir ugramalisiniz.