B&H Photo

Dun kamera almaya Manhattan’a indim. Kamera dedigime bakmayin, bildiginiz fotograf makinesi, DSLR. Güvenle almak isteyeceginiz iki yer var. Birisi Best Buy (bana yakin olaninda istedigim kamera stock out’tu), digeri ise B&H Photo. Best Buy’da dogru duzgun karsilastirma yada test yapabileceginiz ürün yelpazesi yok.

B&H, 9th Ave. ve 34th street’in kosesinde. Times Square’den yürüyerek 15 dakika, tahminen arabayla da ayni sürede gidersiniz.

Inanilmaz bir yer. 2 kattan olusuyor. Asagida Teleskop, kulaklik vs. var. Ust katta ise kameralar, lensler ve aksesuarlari, bilgisayalarin satis alani var. Bizim teknoloji marketleri gibi degil, büyük ve müsteri dolu, hemde hafta ici. Calisanlarin 95%’i Yahudi. Hepsinin kulaklarinin yanindan kivircik uzun saclari sarkiyor ve sakallari baya uzun. Cok garip gelmisti ilk an ama sonra alisiyorsunuz. Kalan 5%’e gore cok daha yardimsever olduklarini soylemeliyim.

Benim isim üst kattaydi. Direk oraya yoneldim. Koridor boyunca ortada belli basli markalarin stationlari var. Canon, Nikon, Olympus, Sony vs.. Bu bölümde Compact kameralardan DSLR kameralara markalarin tüm ürünlerini görüp kullanabiliyorsunuz. Artik alisverise gecelim dediniz ama karar veremediniz, sanirim 80 tane üst katta calisan agent var. Siraniz gelince üzerinde isigi yanan desk’e gidip derdinizi anlatiyorsunuz. Ben iki kamera arasinda kalmistim. Ikisini de getirmesini ve bana iyi/kötü yönlerini anlatmasini istedim. Istediginiz kamerayi istediginiz lensleri takip deneme firsatini size sagliyorlar. “Tamam aliyorum” dediginizde bilgisayardan iki tikla siparisinizi depoya iletiyor. Yaklasik bir dakika icerisinde alt katin tavaninda goreceginiz karmasik rayli sistem ile istediginiz ürün yukari yaniniza geliyor. Siz onay verdikten sonra ayni yolla asagidaki merchandise pick-up kismina naklediliyor ve size alisverisinize ait receipt veriliyor. Asagida iki tip kuyruk ve gişe var. Cash veya Credit. Yapacaginiz alisveris $2000 ve üzeri ise magaza (yada USA olabilir) kurallari geregi kimlik kontrolü ve banka sorgusu yapiliyor. Amex aranip onay aldiktan sonra dijital olarak imzanizi atiyorsunuz ve sizi Merchandise Pick-Up desklerine yönlendiriyorlar. Elinizdeki kagitlari burdaki arkadasa verince torbalanmis ve gitmeye hazir bir sekilde ürünleriniz teslim ediliyor.

Satin almak veya bakinmaya gitmek isterseniz, Cumartesi günleri kapali.

(resimler bu seferlik Google’dan..)

Bernardsville

Daha önceki postlarimi detaylandirayim..

Sevgili dostlarim Hakan ve Ece’nin yasadigi kasaba, Bernardsville, NJ.


Kasaba dedigime bakmayin, köy dedigin yerden büyük. Sadece benim gördügüm büyük iki tane supermarketi var, Kings ve Shop Rite. Her türlü seyi bulabilirsiniz. Bizdeki gibi 3-5 cesit peynir degil, marka marka onlarca cesit peynirleri var. Icecek kismi zaten tam bir senlik, rengarenk.

Icki olayini supermarketten alamiyorsunuz. Liquor Shop tam karsida. Reyon reyon sarap var. Peynir reyonu da mevcut. Ne tip bir peynir istediginizi soyluyorusunuz, hemen kesilip tattiriliyor. Sevdiyseniz alin gidin, sevmediyseniz tesekkur edip uzaklasabilirsiniz. Kasaba oldugu icin kimse surat yapmaz.

Bu arada alisveris yaparken fotograf falan cekiyim demeyin. Ilk izlenim‘deki meyveli fotografi hatirlarsiniz. Cekmeye calisirken hemen Store Manager bayan arkamda belirip “What are you doing?” sorusunu yoneltti. Ama asik surat yok, hafif bir gülümseme. Cekmemem gerektigini anlatti falan.

Sanirim ana caddeleri kesen dört yol agzi bir tane var. Trafik lambalarina herkes tam olarak uyuyor. Trafik lambasi olmayan yerlerde ise kim dört yol agzina önce geldiyse öncelik onun oluyor. Ancak herkes önce bir duruyor. Yaya ve araba trafigini zaten ulkemizdekinin tam tersi mantiginda isliyor, arabalar yayadan korkuyor. Yaya kaldirimdan adimini attigi anda butun arabalar en az 5-6 metre mesafeyle durup size yol veriyor. Öyle karsidan karsiya gecerken yolun ortasinda kalmak diye de birsey yok. Yalniz halen cozemedigim bazi seyler var.  Bazen birbirlerine sinirlenip korna caliyorlar, olayin neresinden bakarsam bakayim neden caldiklarini anlamiyorum. Bizim arabadan inip adam dovdugumuz olaylarda tek bir korna sesi bile duyamazken, ayni hizda ilerleyen trafikte 20 metre onde ayni sekilde seyir eden bir diger arabaya 1 saniye kadar korna calabiliyorlar. Manhattan’da korna sesi o kadar az ki inanamazsiniz. Ayni seyler hemen hemen orasi icin de gecerli.

Pay Pass sistemi gayet yaygin ama nasil kullanacaklarini bilmiyorlar. Kredi kartinizi uzattiginizda ise Debit or Credit olarak sorgulaniyorsunuz. Kalemle pek imza atmak diye birsey yok (restaurantta degilseniz), imzaniz elektronik olarak aliniyor.

Restaurantlarda tip olayi 15-20% olarak vermelisiniz. Aksi, pek iyi karsilanmaz. $100’lük bir yemek yediginiz zamansa (ki bu fiyatlari yakalamak 4 kisi icin hic zor degil) $20 tip vermek Turkiye’de 40 tane ekmek almak demek.

Bu arada bahcede sürekli bir sincap kosturmacasi var. Klasik agaclara cikip dal sallayarak meyve dusurme cabasindalar. Bir kac yüz metre ilerideki  baska bir evin 100 metrekarelik bahcesinde ise 8 tane geyik cimlenmekteydi. Evlerin bahceleri bizimkiler gibi “Burasi Ozel Mulktur” mantiginda olmadigi icin cit veya duvar yok. Haliyle yan komsuda cimlenen geyik, sizin bahceye su icmeye gelirken araba carpip olebiliyor.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın